İDRİS GÖK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İDRİS GÖK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ŞÜPHE !

14 Ağustos 2011 Pazar 0 yorum


ŞÜPHE !
Bu işte şike var!
     Son günlerde hepimizin baktıkça içi acıyor Somali'ye. Son üç ayda altı yaş otuz bin çocuk açlıktan ölmüş. İnsanın kanı donuyor, küçücük bedenler sıcağın altında açlıktan kıvranıyor, sinekler minik bedenlerine üşüşüyor. Aklıma birazcık sertleşince bayatladı diye attığımız ekmekler geliyor. Ve ne kadar çok israf yaptığımız... Düşünmeden  edemiyor insan. O zaman meydanlarda hep bir ağızdan haykırdığımız şarkı gibi bağırmak geliyor 'BİŞEY YAPMALI'.
     
     Deniz Feneri tarzı pek çok islami dernek ve kuruluşun TV ekranlarında özellikle de TRT'de hesap numaraları dönüp duruyor. Belki hepsi iyi niyetle gelen  yardımları bölgeye  ulaştırıyordur. Ama dini ve insani duygularını kullanarak bu milleti o kadar çok dolandırdılar ve kullandılar ki artık içimizdeki şüpheyi atamıyoruz. Zamanında da bu tarz yardımlar için toplanan paralar birilerinin cebine indi. Şimdi bakıyorum da Deniz Feneri artık yardımlarda falan görünmüyor ama onun yerine mantar gibi dernekler, kurum ve kuruluşlar çoğalmış durumda. Şüphelenmemek elde mi ?
     
     Ve üstelik bu kurum ve kuruluşların hesap numaraları sadece yardımlar için değil fitre için de verilmeye başlandı. Verilen SMS numaraları da cabası. Hadi yardımlar için bir dolandırıcılık olduğu kanıtlanmadan bir şey diyemeyiz sadece şüphe olarak kalır içimizde. Ama fitre için bağışları anlamak mümkün değil. Bu madem dini bir görev; hepimizin  etrafında fakir yurttaşlar var. Herkes kendi çevresinde vermeli fitresini ki yapılan bu yardım eşit bir şekilde dağılmış olsun. Benim komşumun dumuru kötü,  benim durumum  iyi ise o komşu benden fitre bekler bunu umut eder. Ben sizin verdiğiniz hesap numarasına fitremi göndereceğim ya benim komşum ne olacak, sizlerin yakınındaki insanlar ne olacak ? Yeni Deniz Fenerleri türüyor bence başka bir şey değil bu. İnsanlarımızın gönderdiği yardımlarla yine TV kanallarında acıtasyonlu fon müziği eşliğinde fakir olan insanlarımız deşifre edilecek, onurları kırılacak, onlarda kahraman olacaklar...
Ve TRT artık yeni Kanal 7'miz olarak yayın hayatına devam edecek...

İDRİS GÖK

Çanakkale’den Hitler geçtİ

1 Nisan 2011 Cuma 0 yorum

Bu yazımı yazarken düşün dünyamda fırtınalar kopardım. Bir dinci gibi oldum, bir solcu, bir sağcı oldum; kısacası her görüşten vatandaşımızın gözüyle bakmaya çalıştım 18 Mart’a. Her görüşten insan ile bu konuda fikir alış verişinde bulunma çabası içine girdim. Sonra birde baktım ki kimse kimseyi anlamıyor, takım tutar gibi savunduğu görüşün yanlışlarını bile doğru gibi savunmaktan çekinmiyor. Dedeleri koyun koyuna yatan bir milletin torunları birbirine düşman olup çıkmış. Emperyalizmin ilk defa yenildiği, Kurtuluş Savaşı’ nın önsözzünün yazıldığı bu topraklarda bir gün dahi siyaseti bir kenara bırakamadık. Çelenk töreninde ADD’nin attığı sloganlar ile başlayan hoş olmayan görüntülerden sonra sayın Başbakanın diktatörlüğü esti gün boyu Çanakkale sokaklarında. 18 Mart Stadyumu RTE’nin çeşitli şehirlerden getirdiği taraftarlar ile doldurulmuş ve sayın Başbakan şovunu yaptı ve bu özel günde adeta miting yaptı.Her sokak başını yüzlerce polis tutmuştu ve yürümek imkansızdı, yasaktı. Gizli polisleri saymıyorum bile ki sayamadık. İşin özüne gelmek gerekirse Başbakanı eleştiriyoruz doğal olarak çünkü diktatör gibi geldi Çanakkaleye, adeta Hitler geçti Çanakkale sokaklarından. Ama bizler, ulusalcılar, yurtseverler, Aatatürkçüler de biraz protesto yapacağımız yeri ve zamanı bilmeliyiz. Olmadı, yakışmadı yadırgandı çünkü böyle birşey görülmemişti. Ve özellikle de şu dönemde seçim sürecinde çok daha fazla dikkatli olmalıyız, oluşan bu umut ortamında bu rüzgarı kesecek her türlü haraketten kaçınmak zorundayız. Çünkü bu seçim bizi son şansımız ve bu tarz haraketler AKP faşizminin ekmeğine yağ sürer. Bu seçimleri kaybedersek sanırım Cumhuriyet kurumları tamamen yok olacak, son günlerde görüyoruz ki artık yazarlarımızın kitapları Hitler Almanyasında olduğu gibi yakılıyor faşizm her yerde kol geziyor…

Horgörülen Çiçekler

0 yorum



Kadına yönelik şiddet ile ilgili haberleri hemen hemen her gün gazetelerde büyük puntolu ve renkli başlıklarla görüyoruz.Çogu yemeği yaktığı için çogu çok para harcadığı için…Ekonomik özgürlük vermeyiz lakin çok para harcadığı için dövmesini iyi biliriz.Peki onlara verilen özgürlükler haklar nerede kaldı?Cumhuriyetin kadınlarımıza verdiği haklar, özgürlükler saymakla bitmiyor.Anadolu kadını Avrupa kadınından önce insan olabilme hakkını elde etmiştir:Seçme,seçilme eğitim,eşitlik…Ama ne yazık ki Cumhuriyet devrimleri ile kazandığı hakların çok uzağında bugün Türk kadını.Pek çogu kendine verilen bu hakları bilmeyecek kadar cahil ve eğitimden yoksun bırakılmış vaziyette.Fikirleri ve yaşama sevinçleri prangalı kadınlar…Şairin dediği gibi yaşamadan yaşamış kadınlar.
Kadınlarımız bugün siyasi dalganın kuşatması ile daha da cahil,daha da eğitimsiz ve bağımlı bir kitle haline getirilmeye çalisiliyor.İyi yemek yap,bol bol çocuk doğur,ikinci sınıf insan ol…İşte bunun gibi ortaçağ zihniyeti karanlığında bir kadın sınıfı  meydana getiriliyor.Bu çok vahim ve korkunç bir durum.Asgari ücretle çalistigi halde düzine ile çocuk yapan bir zihniyet kadının tek görevini çocuk yapmak olarak görüyor.Fikrini beyan eden kadına karşi gardını alan,karısını dövmeyi marifet sayan bir delikanlı koca portresi.Hani demişler ya eşeğe marifetini göster o da yatmış anırmış onun misali tek marifeti kadını dövmek olan bu kafa yapısı çok tehlikeli noktalara geldi.
Ya canına ot tıkanan kadınlarımız bunlara karşi gelirse ne oluyor biliyor musunuz?Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülten SEBER’in yaptığı bir araştırmaya göre kadınlarımız en çok piknik tüpüyle işkence görüyor.Prof .Dr Gülten SEBER,kadınların %5.8’i yemeği yakma, %29.1’i erkeğin sözüne karşilık verme, %27’si lüzumsuz para harcama, %32.2’si çocuklarini ihmal etme ve %16.3’ü ise cinsel ilişkiye hayır dedikleri için şiddete maruz kalıyor.
Bu veriler ışığında düşünecek olursak kadınlarımızın ne kadar komik ve yoktan bahanelerden ötürü dayak yediklerini görmekteyiz.Yani kadına verilen hakların yukarıdaki verilerin bilgilerle ne kadar mizansen ve tezatlar içinde olduğunu görmekteyiz.Kadınlarımıza sahip çikalim demek istiyorum ancak onlar sahip çikilacak muhtaç kesim olmamalı,onlar güçlü,haklarını bilen,kendini savunabilen bireyler olabilmeli ve bütün dünyaya ben çagdasim,ben güçlüyüm,ben özgürüm diyebilmeli demir leblebi olduğunu göstermeli herkese.Hülasa onlara saygı duyalım onlar ablamız,annemiz,eşimiz onlar;cephe gerisinde Nene Hatun,onlar Mustafa Kemal’in Kağnısı’nı taşiyan Elifçikler,onlar Kara Fatmalar…


 
Kemalist Kuvvet © 2011 | Designed by RumahDijual, in collaboration with Online Casino, Uncharted 3 and MW3 Forum
www.yuzde55.com